20 Haziran 2008 Cuma

59-60

Öte yandan Restelica köyündeki yaklaşık 2000 metre yükseklikte bir dağın üzerindeki kayanın kolay gidilemeyecek bir yerde olması onun orijinalliğinin başka bir işareti olarak değerlendirilmelidir. Türkiye'deki Türk damgaları kitaplarının orijinalliği veya yapaylığı tartışmasından sonra, akla kayanın orijinalliği tartışması geldiğinde de bu nokta akıldan çıkarılmamalıdır. Yani hangi planlı þahıs, 2000 metre dağa tırmanıp, bu kaya üzerine 100'den fazla damgayı kazıyacaktır ve en önemlisi bunu gizleyecektir. Gizleyecektir çünkü üzerinde bulunan kaya, bulunduğunda üzeri mantarlı haldeydi ve mantarlar şahsım ve Goralı tarihçi Yahya Maznikar tarafından temizlenmişti. Eğer bu kaya planlı kişi ve kişilerce
oluşturulmuş olsaydı, bunun daha hazırlandığı zaman ilan edilmiş olması gerekirdi.

Ayrıca kaya üzerindeki damgalara bakıldığında, bu damgaları oluşturma işinin kısa bir sürede olamayacağı anlaşılacaktır. Damgaların çokluğu ve kayanın sertliği bu damgaların kolaylıkla yapılmış olmadýığını gösterecektir. Bu da planlı bir şekilde, 2000 metre dağa tırmanıp kayadaki damgaların yapay bir şekilde oluşturulduğu düşüncenin desteksiz olduğunu ortaya koymaktır. Çünkü dağ çok diktir, çıkılması kolay değildir ve aşağı yuvarlanma tehlikesi daha ilk yüz metreden itibaren hissedilmektedir.

Öte yandan bu kaya üzerindeki yüzden fazla damgayı bir kişinin aklında tutması mümkün değildir. Vaktiyle burada yayılan hayvanlar otlarken, bu sürünün çobanı da, sürüsündeki hayvanların üzerindeki damgaları kayaya kazımıştr. Böylelikle, kendisin de hangi ailelerin hayvanları olduğunu bu şekilde kayıt altına almıştır. Kaya muhtemelen bu şekilde oluşturulmuştur. Çoban ya da çobanlar, kayayı kendisine adeta not defteri olarak tutmuştur. Sürüdeki hayvanların damgalarına bakarak, bu damgaları da kayaya kazımıştır. İşte bu damgalar da Orta Asya'dan beri Türklerin kullandığı damgalarla örtüşmektedir. Bunu
gösterebilmek içinde sadece " Orhun'dan Anadolu'ya Türk Damgaları " adlı Tuncer Gülensoy'un kitabındaki kayadaki damgalarla örtüşen damgalardan birkaç örnekte ayrıca sunulmuştur.

Tek bir damga kitabında bulunan damgalarla örtüşmeyi gösterebilmek için, sadece Tuncer Gülensoy'un kitabı mukayese için kullanılmıştşr. Sadece bir damga kitabında bulunan örtüşmeler de ayrıca düşündürücüdür. Bunlara ilaveten Kırım'da da mezar taşlarında bulunan damgaların, Restelica'daki bu kayada bulunan damgalarla örtüşmesi ne kadar önemli bir tarihi olayla karşı karşıya kalındığının başka bir işaretiydi.

Bunun dışında, karşılaştırılması yapılmayan, kaya üzerindeki diğer 100'den fazla damga, bu makalenin damga resimleri ile birlikte sunulmasıyla artık, damga uzmanlarınca ele alınabilecektir. Bu amaçla bu kaya üzerindeki hiçbir damganın, gözden kaçmaması için, aynı damga resimlerinin belki de birkaç kez fotoğrafı alınmıştır. Fotoğrafları, ilgililerin, damga uzmanlarının dikkatine sunulan damgalar, Goralıların Türk olmalarının bir başka işareti olarak değerlendirilmektedir. Eğer Goralılar Türk değilse bu kaya üzerindeki damgalar, nasıl oluyor da Orhun dan beri kullanılan Türk damgalarıyla örtüşüyordu. Öte yandan bu damgalar, kaya üzerinde bulunmakla kalmamış, halen Gora'da yaşayan ailelerce kullanıldığı bile tespit edilmiştir. Yani Goralılar, bu damgaları sadece kayanın üzerine kazımakla kalmamışlardır. Bu damgaları Gora'da halen sürülerin üzerinde görmek mümkündür. Hem sürülerin üzerinde hem de evlerinin kapılarında bu damgaları kullanan ve Orta Asya'dan beri Türklerin kullandığı damgalarla örtüşen bu damgaların 100'den fazla benzerinin Gora'da bulunması karşısında kayıtsız kalınması mümkün değildir. Bu kaya üzerindeki damgaların Sırp, Makedon veya Bulgar oldukları iddia edilen Gora'da bulunması ve bu damgaların Türk damgalarıyla uyuşması tesadüf olarak değerlendirilebilir mi acaba? Veya bu durum nasıl normal bir durum olarak değerlendirilebilir.

Bütün bu bulgular ışığında, Goralıların Türk olduklarını söyleyebilmek, biraz daha kolaylaşmış, adeta kendini mecburiyet haline getirmiştir. Bu kadar damganın uyuşmasının tesadüf olarak değerlendirilmesi veya bu kayanın hiçbir değeri olmayan normal bir taş olarak algılanması mümkün değildir ve bilimsel ölçülere de uygun değildir. Bu kaya, bu haliyle adeta Balkanların nüfus kütüklerinden bir tanesidir ki Goralı tarihçi Yahya Maznikar, Restelica köyünde bu kayalardan 20'ye kadar olduðu söylenmektedir. Kendisi de bu kayalardan 6-7 tanesini bildiğini ifade etmektedir. Karlarla kaplı olduğu için diğerlerini görüntüleyemediğimiz bu kaya için, belki de büyük bir iddia olacaktır, Ancak "Orhun Abideleri'nin birer küçük Balkan versiyonlarıdır." demek gerekmektedir. Çünkü bu kayalar layıkıyla değerlendirildiğinde, ortaya daha birçok yeni bilgiyi koyacak, bize belki de yeni yeni Türk topluluklarının adreslerini gösterebilecektir.

Buna göre kayaya bakıldığında aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi şaşırtıcı benzerliklerle karşılaşılacaktır. Bu damgaların bir makale halinde ve şekillerle gösterilebilmesi için yardımlarını esirgemeyen Elektronik mühendisi sevgili dostum Orhan Nergiz beyefendiye ayrıca yürekten teşekkür ediyorum.

Hiç yorum yok: