20 Haziran 2008 Cuma

50, 51

Kuman, Temirtaş, Togrul, Tonguz vardır.14 Bugün Makedonya’da bulunan Kumanova şehir adını da bunlara eklemek gerekir. Romen etnik zümresinin oluşmasında da Kumanların rolü son derece büyük olmuştur. Zira önce Peçenekler ardından Kumanların 350 sene boyunca Romen nüfusuyla onların efendileri olarak birlikte yaşadıkları düşünüldüğünde bu durumun hiç de şaşırtıcı olmadığı görülür. Bu birliktelik pek çok kişi ve yer adını böylelikle hatıra olarak bırakmıştır. Hatta daha sonraları Osmanlıların bu bölgeye gelmeleriyle birlikte onlardan yer adı hatıralarının fazla kalmayışını da bununla açıklamak mümkündür. Çünkü Osmanlı Türklerinin kelime hazinesinin büyük kısmı Kumancada da mevcuttu. Romen millî sülalesinin kurucusu olan Basaraba’nın adının da Türk dili kökenli olabileceğini hatırlatmak gerekir.

XIV. yüzyılın sonlarında ve XV. yüzyılın ilk yarısında Türkler, Balkanlara gelince yeni bir din, yeni sosyal düzen ve devlet idaresi, yeni kurumlar ve yeni bir dil getirmişlerdir. Türklerin Balkanlardaki bu egemenlik yılları, Balkan milletlerinin maddî ve manevî hayatlarında önemli izler bırakmıştır. Yeni kurumlar ve yeni kavramlar yeni kelimeleri de beraberinde getirmiş böylece en güçlü etki Balkan milletlerinin dillerine olmuştur. Yeni idarenin başında bulunan Türk memurlarının halkla teması, bazı bölgelerin Türklerle iskânı, Islâmiyetin kabulüyle Islâm kültürünün yerleşmesi, bununla birlikte dinî kelimelerin kullanılmaya başlaması, Türklerin getirmiş oldukları yeni zanaatlar, bazı öğrencilerin İstanbul’a eğitim için gitmeleri ve Türkçe eğitim görmeleri; kendi memleketlerine dönünce Türkçe kelimeleri kullanmaları ve yaymaları Balkan dillerine binlerce kelimenin girmesine sebep olmuştur. Bunlara ilâve olarak Osmanlı yönetiminin buradaki milletlerin dillerini rahatça kullanmalarına izin vermeleri ve aslâ baskı yapmamalarının Türkçe kelimelerin bu dillere girmesine sebep olmuş ve insanların bu kelimeleri kolaylıkla benimsemesini sağlamıştır.15

Bugün Sırpça, Hırvatça, Boşnakça, Makedonca, Arnavutça, Romence, Bulgarca ve Yunanca’da Türk dilinden bu dillere geçmiş kelimeleri görüyoruz. Dilbilim çalışmalarında ‘superstratum’ olarak adlandırılan üsttabaka etkisi Balkan dillerinde gerçekleşmiş, maddî kültür öğelerinden başlayarak buradaki diller Türk dilinden etkilenmiştir.
Balkan dillerine Türk dilinden geçen kelimelerden anladığımız hem Türk dili kökenli hem de Türk dili aracılığıyla bu dillere geçen Arapça, Farsça, Lâtince, Grekçe kökenli kelimelerdir. Bu kelimeler Türk dili vasıtasıyla, Türk dilinin fonetiğiyle bu dillere geçmiştir. Tabiî bu ödünçlemeleri değerlendirirken yalnız Türk yazı dilini göz önünde tutmak hatalı olacaktır. Zira bu kelimeleri izah ederken Balkan yarımadasında konuşulan Türk ağızlarını da hesaba katmak gerekir. Diğer taraftan Balkan dillerinde kullanılan Türk ödünç kelimeleri arasında ortak
kelimelerin olduğu da ilgi çekici bir durum olarak kaydedilmelidir.

Balkan dillerine Tük dilinden geçen kelimelerin incelenmesi konusu XIX. Yüzyıldan itibaren araştırmacılar tarafından ilgi görmüştür. Genellikle her bir Balkan dili için ayrı olarak yapılan bu çalışmalar bugün büyük mesafe katetmişlerdir.

Sırpça-Hırvatçaya geçen Türk dili unsurlarına ilk ilgiyi Otto Blau uyandırmıştır. 16 F. Miklošix ise ilk defa bu konuyu bilimsel bir şekilde ele almıştır. O, Sırpça-Hırvatçadan başka diğer Balkan ve Slâv dillerine geçen Türkçe unsurları da işlemiştir.17 Sırpça-Hırvratçaya Türk dilinden geçen kelimeleri ayrıntılı olarak inceleyip diller arası ödünçlemeler konusunda dünyanın en ilgi çekici eseri olarak kabul edilen ‘Turcizmi u srpskohrvatskom jeziku’ adlı sözlük, Abdulah Škaljid’e aittir.18 Bu eserden önce ve sonra da bu konuda pek çok çalışma yapılmış, bu dile Türk dilinden
geçen unsurlar değişik yönleriyle değerlendirilmişlerdir.19

Türkçenin Bulgarcaya etkisi hakkında da birçok çalışma yapılmıştır: Stefan Mladenov (1880-1963), Bulgarca’daki eski ve yeni Türkçe alıntılarla uğraşmıştır. Verojatni i mnimi ostat’ci ot ezika na Arparu bulgari v novobulgarska rex. Godišnik na Sofijskija Universitet. Istoriko-filologixeski fakultet 17, 1921, 201-288; Prof. B.Conev, Turski dumi v bulgarski ezik, Godišnik na Sofijskija univerzitet, Istoriskofilologixeski fakultet XXV, 4; Kiril Mirxev, Za sudbata na turcizmite v bulgarski ezik, Izvestija na Intituta za Bulgarski ezik, kn. II (1952), 117-127.

Türk dilinden Makedoncaya geçen unsurlar hakkında Olivera Jašar Nasteva’nın çalışmalarını öncelikle kaydetmek gerekir: Makedonskite kalki od turskiot jazik, Makedonski Jazik 13-14, 1962-3, 109-172; Tursko-makedonski leksixki vkrstuvanja i mešanja. Godišen zbornik na Filološkiot Fakultet na Univerzitetot vo Skopje 15, 1963, 349-384. Romen dilindeki Türkçe unsurlar hakkında L. Şaineanu’nun önemli eseri anılmaya değerdir: Influenta orientala asupra limbei si culturei romaneşti I-II, Bucureşti 1910.

Arnavutluk’ta Ekrem Çabej, Türkçeden Arnavutçaya geçen alıntılar üzerinde durmuş ancak bu konuda toplu bir eser yayımlamamıştır. Daha sonra bu konu üzerinde Norbert Boretzky’nin bu konuyu işlediğini görüyoruz: Der türkische Einfluss auf das Albanische. Teil 1: Phonologie und Morphologie der albanischen Turzismen. Wiesbaden, 1975. C.Coukidis, ‘Türkçeden Geçme Yunanca Kelimeler Sözlüğü’ adlı eserinde hem Türkçeden Yunancaya hem de Yunancadan Türkçeye geçmiş unsurları ele alır: Leksilogion Ellinikon Lekseon Paragomenon ek tis Tourkisis, Atina, 1960.

Türk dilinden Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça’ya pek çok unsur geçmiştir. Burada öncelikle Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça’dan ne kastedildiğini açıklamak gerekir. Zira iki dünya savaşı arasındaki dönemde Sırpça-Hırvatça veya Hırvatça-Sırpça, Sırpların, Hırvatların, Boşnakların ve Karadağlıların ortak diliydi.

Hiç yorum yok: