21 Haziran 2008 Cumartesi

27, 28 Gora

Dilindeki Türkçe Kelimeler
Dr. Selçuk KIRBAÇ, Dr. Ebubekir SOFUOĞLU

Karadeniz
ve Adriyatik arasında yer alan Balkan yarımadası, en eski devirlerden itibaren farklı milletlerin göç hareketlerine şahitlik etmiştir. Bu topraklara gelen milletler, yüzyıllar boyunca sürecek olan farklılaşmanın ve aynılaşmanın da öncüleridirler. Hem etnik bakımdan bir araya gelişler ve ayrılışlar hem de dil ve kültür bakımlarından görülen karışmalar, Balkan milletlerini birbirlerinden ayrılmayacak bir tarihin içine itmişlerdir. Balkan milletleri bu tarihî beraberlik içinde eski dil ve kültür kalıntılarını da bugüne dek muhafaza etmişlerdir.

Balkan yarımadasına gelen en eski topluluklardan biri de şüphesiz Türklerdir. Önce Hunlar, ardından Ogurlar, Avarlar, Peçenekler, Uzlar ve Kuman-Kıpçaklarla Balkanlarda hüküm süren Türkler, Osmanlılarla da bu bölgedeki hâkimiyetlerini perçinlemişlerdir. Böylece miladın ilk yıllarından itibaren aralıksız olarak Türk topluluklarını Balkanlarda görüyoruz. Bu da Türk dilinin Balkanlarda en eski çağlardan beri yaşadığını gösteriyor. Yani Osmanlılara gelinceye dek Türk dilinin varlığı bu bölgede devam etmiştir. Osmanlılarla birlikte de ‘üst katman etkisi superstratum’ söz konusu olmuş ve binlerce kelime Türk dilinden Balkan dillerine geçmiştir.

Türk diliyle Balkan dillerinin ilk temasları ile ilgili bazı bilgiler bize bu ilginin ne kadar erken dönemlerde başladığını söylüyor. Eski Slâvcada bazı Türkçe sözlerin muhafaza edildiğini görüyoruz. Eski Slâvca ‘bıku’ Türkçe ‘boğa’, Eski Slâvca ‘koza’ Türkçe ‘keçe, keçi’.1 1884 yılında yayımladığı ‘Die türkischen Elemente in den südost-und osteuropaischen Sprachen’ adlı eserinde Miklosich, Bulgarca, Sırpça, Lehçe, Ukraynaca, Rusça, Yunanca, Arnavutça ve Romence’ye geçmiş Türkçe kelimeleri konu edinir. Bilim adamı, Türk dilinden geçmiş kelimelerin kronolojisini kurarak geçiş devrini tespit etmeye çalışmıştır.

Miklosich’in incelediği kelimeler en eski dönemlerden itibaren Türk dilinin Slâv dilleriyle ilişkisini göstermesi bakımından fevkalâde bilgileri ortaya çıkarmaktadır.
2 Türk dilinden Sırp-Hırvat diline geçen kelimeleri bir sözlükte toplayan A. Škaljid, Türk sözlerinin Balkanlarda ve özellikle Slâv dillerinde yerleşmesinin Osmanlı Türklerinin bu yerlere gelmesine bağlı olmasına rağmen reddedilmeyen bir gerçeğin daha olduğunu belirtir. Bu gerçek de Osmanlılardan önce Türk dilinin etkisinin bu dillerde görüldüğüdür. Avarların Panoniya adlı geniş ovaya gelmesinden ve bunların Balkan toplulukları ile ilişkiye girmesinden itibaren Türk dilinin Balkan dillerinde iz bıraktığını belirten Škaljid, Jrexek adlı yazarın ‘Istorija Srba, 1952, s.4’ adlı eserinden şu bilgiyi bize aktarır: ‘Katun’ kelimesi Sırpçada ‘kaduna’ şeklinde kullanılmaktadır ve ‘Turska Jena’ yani Türk kadını veya asil kadın anlamındadır. Bu kelime de Avarlar döneminde bu dile girmiş olmalıdır.3

Bütün bu bilgiler bize, Türk topluluklarının Balkanlarda yaşayan topluluklarla sıkı bir temas içerisinde olduğunu göstermektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi yüzyıllar, hem etnik bakımdan hem de dil ve kültür bakımlarından Balkan topluluklarının tarihlerini birbirlerinden ayrılmaz hâle getirmiştir. Türk etnik zümrelerinin etkisi4 Balkanlarda yaşayan kültürleri de Türk kültürünün bir uzantısı hâline getirmiştir.
Bu tarihî derinlik içerisindeki topluluklardan biri olan Goralıları da bu bütünlük içerisinde değerlendirmek uygun olacaktır.

Hiç yorum yok: