20 Haziran 2008 Cuma

134, 135 Avar ve Peçenek

Türkler tarihin belirli dönemlerinde anayurtları Orta Asya’dan bilhassa batıya doğru çok önemli göç hareketlerinde bulunmuşlardır. Bu göçler sadece Türk tarihi için değil dünya tarihi için de mühim neticeler doğurmuştur. Çalışmamýı bugün özellikle Balkanların karmaşık etnik kimliği içerisinde Türk imgesinin zannedildiği gibi ilk kez Osmanlı Türkleri ile değil bundan çok önce Hun, Avar, Peçenek ve Kuman Türk göçleri vesilesi ile bölgeye yerleştiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Bu manada çalışmamız sırasında vereceğimiz yer isimlerinde bu yerleşime dair izleri yansıtmaya çalışacağız1. Zira bu yerleşimin izlerini ortaya koymak Balkanlarda çeşitli bölgelerde hâkim olup buralara ilk gelen topluluk olduğunu iddia eden Slav ve Arnavut topluluklarının2 iddialarını yanıtlamak açısından çok mühimdir.

Hun ve Avar Türklerine Dair İzler
Makedonya bölgesi tarih boyunca birçok kavmin göç sahası içerisinde yer almıştır. Bu kavimler arasında Thraklar (Trak), İlirler, Brigidler, Edonlar, Payonlar, Pelagonyalılar, Dorlar, Vandallar, Vikingler, Gotlar, Romalılar, Slavlar ve nihayetinde IV. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’ın tümüne yayılarak güneye kadar inen Türkler bulunmaktadır. Bahsi geçen Türk gruplarını Hunlar, Avarlar, Bulgarlar3, Kumanlar (Kıpçak) ve Peçenekler oluşturmakta idi.

Bu gruplar içinden Atilla komutasında, 447 tarihinde İstanbul surları önlerine kadar gelen Hun Türkleri özellikle Bizans tarihinde de yer almıştır4. Attila beraberindeki Türklerle Bizans’ın Balkan topraklarına saldırmış ve Makedonya ve güneyde Mora yarımadasına ve İstanbul önlerine kadar tüm toprakları ele geçirmiştir. Attila bu dönemde bugünkü Balkanların birçok önemli kentini hâkimiyeti altına almıştı. Bunlar arasında Sirmium (Srem Mitroviçası), Singidinum (Belgrat), Naissus (Niş), Serdika (Sofya) ve Scupi (Üsküp) de yer almakta idi5.

Attila’nın ilerleyişi Roma’ya kadar devam etmiş ancak elinde burayı alma gücü olmasına rağmen bir medeniyet merkezi olan Katolik başkentini sadece haraca bağlayarak kuzeye doğru çekilmiştir. Attila’nın ölümü sonrasında Hun Türklerinin bir kısmı Asya’ya dönmek istemişlerse de bölgede bulunan Avarların hâkimiyetine girerek Karadeniz’in kuzeyinden Tuna boyuna kadar birçok bölgede yerleşik bir hayat sürdürmüşlerdir.

Hatta bu sıralarda meydana gelen kargaşa ile Güney Doğu Avrupa’ya doðru kayan Hırvatların atalarının Külük (meşhur), Kösendzi, Mugel, Alpel (kahraman), Tugay, Buga gibi Avar Türkçesine ait isimlerle anıldıkları kaydedilmiştir6. Zamanla bu Türk grupları evlilikler ve göçlerle bölgesel yoğunluk nispetlerini kaybederek daha cüzi birlikler haline gelmişlerdir. Ancak bahis geçen Türklerin bölgede bıraktıkları derin izler bugün elimizdeki verilerle net bir şekilde ortaya konulabilmektedir.

Attila’nın Bizans ile ilişkileri sadece savaşlar üzerine kurulu değildi. Bu dönemde Bizans elçisi olarak Attila’nın sarayında bulunan Rhetor Priskhos sarayda kullanılan diller arasında Türkçe ve Latince’nin varlığına dikkat etmiştir.

Özellikle Hun Türkçe’sinde geçen medos kelimesi ilginçtir7. Zira bugün Slavca olarak bilinen ve bal manasına gelen med kelimesi aslında yine bal manasına gelen ve aslı medos olan Hun Türkçesi’ne ait kelimedir8. Bu tarz Osmanlı öncesi Türk izlerine dair örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir.

Örneğin bilhassa Makedonya’da sıklıkla rastlanılan “Vardar” isminin menşeinin Türkçe olduğu genel bir kabuldür. Buna göre Makedonya’nın Ege’ye dökülen en büyük akarsuyunun, Veles’in güneyinde ve Osyek’in kuzeydoğusunda bulunan bir köyün ve Karadağ’da bir tepenin de adı olan bu Türkçe kelime Hun ya da Avar Türkçesi’nde kale, korunaklı bölge manasına gelen var kelimesi ile bugün de kullanılan ve geniş olmayan manasındaki dar kelimesinin bir araya gelmesi ile oluşmaktadır9 (Var + dar). Bu isim ve benzerlerine Osmanlı tahrir kayıtlarýnda da rastlanılmaktadır.
Var-din10, Var-dino11, Ako-vardar12 bunlardan sadece bir kaçıdır.

Yukarıda ifade ettiğimiz göçler neticesinde Karadeniz’i kuzeyinden Balkanlara doğru inen Avarlar’ın zaman içerisinde Slav toplulukları ile kurdukları akrabalıklarla benliklerinden uzaklaþtıkları bilinmektedir. Bu akrabalık Avar Türkleri için uzun vadede bir sıkıntı doğuracaksa da diğer taraftan Bizans için Slav Avar ittifakı manasına gelmekteydi. Avarlar bu manada Slavlarla girdikler etkileşim sayesinde onların öncüsü, eğiticisi ve müttefiki oluyorlardı13. Macar kralları adına Hırvatistan bölgesini idare eden yüksek rütbe unvanı olan ban Avar Türkçesi’nden olan bağan kelimesinden gelmektedir14. Yine ban toprağı, banlık veya ban bölgesi manasına gelen Banat adı da Avarcadan gelmektedir15. Bu isimden türemiş olma ihtimali yüksek olan birçok yer ismine bilhassa bugünkü Makedonya’nın çeşitli bölgelerinde rastlanmaktadır. Örneğin
Ban-iç yada Ban-liç16 1542 tarihli bir tahrir defterinde Kalkandelen (Tetovo)’ne bağlı bir karye (köy) adı ile karşımıza çıkmaktadır. Yine Manastır’a ait 1544 tarihli bir defterde Ban-uşa ismiyle kayıtlı köy de17 tezimize katkı sağlar niteliktedir.

Bu benzeşmenin Avarca’dan bir miras olma ihtimali yüksektir.

Peçenek ve Kuman Türklerine Dair İzler
Peçenek Türkleri VIII.-XI. yüzyıllar arasında gerçekleşen göçler vesilesi ile Balkanlara gelmişler ve buralara yerleşmişlerdir. Oğuz Türkleri’nin Üçok kolundandır.
VI. ve VII. Yüzyılları arasında Balkaş Gölü civarında hayatlarını devam ettirirken Uygur Türkleri’nin baskıları ile batıya doğru göçmeye başlamışlardır. 889 yılında İdil ırmağının batı yakasına geçerek bu bölgeye yerleşen Peçenekler, zamanla Karpat Dağları’nı aşarak Macarları Tuna boyuna doğru sürdüler.

Aslında Peçenek göçlerini Uz ve Kuman göçleri ile birlikte incelemek aralarındaki organik bağ dolayısıyla doğru bir yaklaşım olacaktır.

Hiç yorum yok: